4 Aralık 2013 Çarşamba

Köyümüz ile ilgili şiirler

TAHTACIÖRENCİK

Dağların eteğinde bir anadolu köyü
Sırtını dayamış Kale’nin Diş’e
Ufkunda Sivri
Sağında Süvari çayı


                                                  
Tam ortasından Orta Dere akar
Köyü yukardan aşağıya böler ikiye

Sırtını dayamış kuzeye
Bütün evleri güneye bakar
Sol yanında Molla Ahmet’in tepe
Sağ böğründe Böğür
Kuzeye bakar Kuz Bağlar’ı
Solunda Göllü Çayır
Önünde Önepe

Az ilerisinde Dikmen Tepe’si
Çölü aratmaz Cehennem Dere’si
Belalı bir yama
Çok araç yuvarlandı Dikmen’in oymaklara

Uzaklarında Güdül’ün sivrisi
Ankara’nın ışıkları yüz kilometreden vurur gökyüzüne
Komşu köyler Sağır,Cimder, Zeyde, Garipçe

Sağır’ın altında Maşat Burnu
Nerden gelir bu Ermeni mezarlığının adı diye
Sordum soruşturdum eskiye yeniye
Yer sağır, gök sağır
İnsanımız da topraklarımız kadar sağır

Tahtacı Virancık’dı adı önceden
Köylünün gururunu incitince Virancık adı
Değiştiriverdiler Örencik diye
Adı değişti, virancıklığı kaldı
Kızılbaşlığından değil
Ormana kıyan baltasındandır tahtacı adı
Bir tek çam ağacı kaldı köy civarında
Orman yadigarı
Adı uluya çıkmış “balta kesmez”Erenler Çam’ı

Kıracında buğday, arpa, fiy
Sulağında çeltik tarlaları
Meşhurdur ak pak pirinci, doyum olmaz pilavına
Üçü beşi geçmez yeşil çayırları
Kırsalında yayılır
Buzağıları, sığırları, davarları

Boldur okuyanı yazanı
Doktoru, profesörü, öğretmeni
Sadece kazma kürekle değil
Kalemle de kazanılır ekmek parası

Çok göç aldı Ankara
Almanya’dan Avustralya’ya
Dünyayı dolaştı delikanlıları
Emekli olan dönüp köye
Sarıldı baba mesleğine

Süvari çayı gemi azıya alan at misali
Çok işler açtı köylünün başına çok
İki üç yılda bir sildi süpürdü toprağı
Ülkemin özgür akan tüm sularında olduğu gibi
Şimdi de yeni bir bela köylünün başında
Hidro elektrik santralı

İnanın Süvari Çayı’nın hiç suçu yok bunda
Aşıktır özgürlüğe
Sularım özgür aksın ister
Ne parkları var oynayacak köy çocuklarının
Ne de ana okulları
Tek eğlenceleri benim
Çocuklarım balıklar gibi yıkansın sularımda
Ben severim yeşil yaprağı
Benden çok seviyorsa köylüyü Devlet Su İşler’i
Çam kokulu sularımı sermayeye peşkeş çekeceğine
Sulama kanallarıyla yeşertsin toprağı

                                       Bayram Atakul

---------------------------------------------------------------
DİRGENLERİN ŞARKISI

Süvari çayı
Çeltik tarlalarının tam ortasından akar
Salını salını
İki kıyısında söğüt ve kavak ağaçları



Tayacılar, taya döver
Dirgenler kalkıp iner
Kalkıp iner
Pat küt, pat küt, pat küt
Kaldır, vur!
Dirgenlerin şarkısıyla şenlenir
Çeltik tarlaları

Kadınlar” kucak “taşır

Üstelik karnı burnunda birinin
Taşa vurularak çırpılan tutam
Düzgünce bırakılır tayacıların önüne
Dirgenlerin şarkısıyla
Ayrılır çeltik sapından
Şenlenir söğüt ve kavak ağaçları

Tayacılar, taya döver

Dirgenlerin şarkısı yayılırken Süvariye
Bir sevinç bürür ortalığı
Yorgun düşen patlatır narasını
Güç almak için sesinden

Tayacılar, taya döver

Toz, güneş ve emeğin
Şarkısını söyler dirgenler
Bereketidir toprağın
Alınlardan şıpır şıpır damlayan ter
Havada emek, havada ürün sevinci
Dirgenlerin şarkısıyla şenlenir
Çiftçilerin yürekleri

Arada bir

Dere boğazından geçen kamyonların türküsü
Eşlik eder dirgenlerin şarkısına

Gün batarken ay yükselir

Diner dirgenlerin yorgun şarkısı
Harman yeri, temizlenip öbeklenir
Şimdi
Daneyi tozundan ayırmak için
Yel beklenmektedir

                                 Bayram Atakul
                                 5 Ağustos 2012
---------------------------------------------------------------
ÖRENCİK

Ö lünce beni köyüme gömsünler
R azıyım toğrağıma su vermesinler
E skiden ne güzeldi, gündüz süveri deresi akşam koca çayır
N erde şimdi o çok güzel günler...
C anım çekti yine kapamayı
İ sterdim şimdi arkadaşlarla yumulmayı
K arına yağmuruna gurban olduğum T.Örenciğim..

                                Hüseyin BAYAR
-------------------------------------------------------

SÜVARİ ÇAYI


Kendimi bildim bileli
Deli dolu bir delikanlı gibi
Çağlayıp akar Süvari çayı

Adından belli değil mi
Kopup gelir dağlardan
Çam ağaçlarının kokusunu koynunda taşıyarak
Koynunda taşıyarak dağların serinliğini
Hayat verir çeltik tarlalarına
Yaz aylarında akar nazlı nazlı
Uysaldır su gibi
Hiç eksilmez çevresinden çocuk ve kuş cıvıltıları
Gündüzleri sahne alır kurbağaların korosu
Geceleri sivrisinek ordusu
Bir efsanedir suyunun, balığının tadı
İki kıyısında boydan boya kavak ağaçları
Rüzgarla dans eder salkım söğütlerinin saçları
Derindir suyu
Biz köy çocukları
Eğrenlerinde öğrendik yüzmeyi
Hafızasıdır Öz’ün, Örenciğ’in, Zeyde’nin, Derelli’nin
Tarihe karışıp gitti su değirmenleri
Bakmayın salını salını akmasına
Sevmez durgunluğu, monotonluğu
Uyanır yaz uykusundan
Kış aylarında kalkar ayağa
Kimi yıl bahar öncesi
İri kaburcuklu kara yağmurlarla haykırır
Sanırsın atının terkisinde kız kaçıran Süvari
Kimi yıl çıldırır
Eriyince dağların karı
Baharları şahlanır, aşka gelir doğayla birlikte
Su gibi inatçı, sel gibi insafsızdır
İsyan eden bir halk gibi, sığmaz kabına
Çıkar alanlara
Kabarınca öfkesi hatır gönül dinlemez
Öz evladına kıyan babalar gibi
Besleyip büyüttüğü söğüt ve kavak ağaçlarını
Söküp saçaklarından katıp önüne sürükler
Yazın ayna gibi akan su, toprağı emdikçe bulanıklaşır
Koynuna aldığı toprakla akar ha akar
Nedir derdi, bilmem
Dörtnala kalkmış bir süvari ordusu gibi dağlardan denizlere koşar

                               Bayram Atakul

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder